
ZAMAN NEDİR ?
Zaman, insanlık tarihinin en temel ama üzerine en çok kafa yorulan kavramlarından biridir. Hem fiziksel bir gerçeklik hem de zihinsel bir algıdır.
Fiziksel Bir Boyut Olarak Zaman
Modern fizikte zaman, uzaydan ayrı düşünülemez. Albert Einstein’ın İzafiyet Teorisi ile zamanın mutlak olmadığı, aksine esnek bir yapıya sahip olduğu kanıtlanmıştır.
- Uzay-Zaman: Zaman, dördüncü bir boyut olarak kabul edilir.
- Zaman Genişlemesi: Yerçekimi ve hız zamana müdahale edebilir. Örneğin, bir karadeliğin yakınında veya ışık hızına yakın bir hızda hareket eden biri için zaman, dünyadakine göre çok daha yavaş akar.
- Entropi (Zamanın Oku): Termodinamiğin ikinci yasasına göre, evrendeki düzensizlik (entropi) sürekli artar. Bu durum, zamanın neden sadece geçmişten geleceğe doğru aktığını açıklayan fiziksel bir temeldir.
Biyolojik ve Psikolojik Zaman
Zamanı sadece saatlerle değil, bedenimiz ve zihnimizle de ölçeriz.
- Sirkadiyen Ritim: Bedenimizin 24 saatlik biyolojik saati (uyku, uyanıklık, hormon dengesi).
- Algısal Zaman: "Eğlenirken zamanın su gibi akması" veya "beklerken zamanın geçmemesi" durumudur. Beynimiz, deneyimlerin yoğunluğuna ve yeniliğine göre zamanı farklı hızlarda işler.
Felsefi Bakış Açısı
Filozoflar binlerce yıldır şu soruyu tartışıyor: Zaman nesnel bir gerçeklik mi yoksa zihnimizin bir kurgusu mu?
- Presentizm (Şimdicilik): Sadece "şu an" gerçektir; geçmiş artık yok, gelecek ise henüz var olmamıştır.
- Ebediyetçilik (Blok Evren): Geçmiş, şimdi ve gelecek aynı anda mevcuttur. Zaman, bir film şeridi gibidir ve biz sadece belirli bir kareyi deneyimliyoruzdur.
Kısacası zaman; olayların geçmişten bugüne ve geleceğe doğru birbirini takip ettiği, geri dönüşü olmayan kesintisiz bir süreçtir.

İNSANLIK TARİHİNDE ZAMAN TERİMİ NE ZAMAN VE KİMLER TARAFINDAN KULLANILMAYA BAŞLAMIŞTIR ?
"Zaman" kavramı, insanlık tarihi kadar eski olsa da, bu kavramın isimlendirilmesi ve sistematik bir terim olarak kullanılması farklı medeniyetlerin ihtiyaçlarına göre şekillenmiştir.
İnsanlık tarihinde zamanın izini sürmek için üç temel alana bakabiliriz:
Etimolojik Köken: "Zaman" Kelimesini İlk Kimler Kullandı?
Kullandığımız "zaman" kelimesinin kökeni oldukça derinlere uzanır:
- Akadlar (Mezopotamya): Kelimenin en eski köklerinden biri Akadca "simānum" (belirli bir an, süre, dönem) sözcüğüdür. Bu terim daha sonra Aramiceye zmān, oradan da Arapça ve Farsçaya zamān olarak geçmiştir.
- Eski Persler (İran): Zerdüştlük öncesi mitolojide "Zurvan" (Sonsuz Zaman), zamanı kişileştiren bir tanrıydı. Bu kültte zaman, her şeyin başlangıcı ve sonu olarak tanımlanmıştır.
Antik Yunanlar: Zamanı iki farklı terimle ayırmışlardır:
- Chronos: Ölçülebilen, akan, niceliksel zaman (kronoloji kelimesi buradan gelir).
- Kairos: "Doğru an" veya "fırsat anı" anlamına gelen niteliksel zaman.
Bilimsel ve Felsefi Tanımlar: İlk Kimler Tanımladı?
Zamanı bir "sorun" veya "olgu" olarak ilk kez ciddi biçimde ele alanlar Antik Yunan filozoflarıdır:
- Aristoteles (MÖ 4. yy): Zamanı, "hareketin öncesi ve sonrasına göre sayısı" olarak tanımladı. Yani Aristoteles'e göre bir yerde hareket yoksa zaman da yoktur.
- Platon: Zamanı, "sonsuzluğun hareketli bir görüntüsü" olarak tanımlamıştır. Ona göre zaman, gökyüzündeki düzenli hareketlerle (Güneş, Ay) birlikte yaratılmıştır.
- Aziz Augustinus (MS 4. yy): Zamanın öznelliğine vurgu yaparak şu ünlü sözü söylemiştir: "Bana kimse sormazsa zamanın ne olduğunu biliyorum, ama birine açıklamam gerekirse bilmiyorum."
Uygulamalı Zaman: Kimler Ölçmeye Başladı?
Kavramın terimselleşmesinden önce, pratik kullanımı medeniyetlerin ayakta kalması için şarttı:
- Sümerler (MÖ 3000'ler): Zamanı 60'lık sisteme (seksagesimal) bölen ilk uygarlıktır. Bugün saatin 60 dakika, dakikanın 60 saniye olmasını onlara borçluyuz.
- Mısırlılar (MÖ 4000 - 1500): Günü 12'şer saatlik bölümlere ayıran ve güneş saatlerini (obeliskler) kullanan ilk toplumdur. Zamanı, enerjinin dönüşümü ve tanrısal bir döngü olarak görüyorlardı."Zaman" kelimesi köken olarak Mezopotamya (Akad) ve İran (Pers) havzasından süzülerek gelmiş; kavramsal ve felsefi olarak ise en net şeklini Antik Yunan düşüncesinde almıştır. Türkçede "zaman" kelimesinin geçtiği bilinen en eski yazılı kaynak ise 1070 yılına ait olan Kutadgu Bilig'dir.

TÜRK TARİHİNDE ZAMAN TERİMİ NET OLARAK NE ZAMAN VE KİM TARAFINDAN BAŞLAMIŞTIR ?
Türk tarihinde "zaman" kavramının ifade edilmesi, dilin evrimi ve kültürel etkileşimlerle birlikte birkaç aşamadan geçmiştir. Bu konuyu öz Türkçe terimler ve bugünkü "zaman" kelimesinin yerleşmesi olarak ikiye ayırmak gerekir:
En Eski Öz Türkçe Terim: "Öd"
Türklerin İslamiyet öncesi dönemde (Göktürk ve Uygur dönemleri) zaman kavramı için kullandıkları asıl kelime "Öd" (veya Öt) kelimesidir.
- İlk Yazılı Kaynaklar: Orhun Yazıtları'nda (MS 8. yüzyıl) zaman kavramı "öd" köküyle yer alır. Örneğin; Kül Tigin yazıtında geçen ünlü "Öd Tengri yaşar, kişi oğlı kop ölgeli törümiş" (Zamanı Tanrı yaşar/yönetir, insanoğlu hep ölmek üzere türemiştir) cümlesi, Türk tarihindeki en eski ve en derin zaman tanımıdır.
- Türevleri: Bugün kullandığımız "ödünç" (zamanı gelince geri verilmek üzere alınan) ve "öğle" (öd-le: zamanın ortası) gibi kelimeler bu kökten gelir.
"Zaman" Kelimesinin Literatüre Girişi
Bugün kullandığımız Arapça kökenli "zaman" kelimesinin Türk yazı diline net olarak girişi, Türklerin İslamiyet'i kabulünden sonraki sürece denk gelir.
- Kutadgu Bilig (1069-1070): Yusuf Has Hacib tarafından yazılan bu eser, "zaman" kelimesinin Türkçede tespit edildiği ilk ve en önemli kaynaktır. Eserde hem öz Türkçe olan "öd" hem de yeni girmeye başlayan "zaman" kelimesi birlikte kullanılmıştır.
- Dîvânu Lugâti't-Türk (1072-1074): Kaşgarlı Mahmud, eserinde zaman kavramını açıklarken hem "öd" kelimesine yer vermiş hem de o dönemdeki zaman birimlerini (yıl, ay, gün, çağ) detaylandırmıştır.
Kavramsal Dönüşüm: Kim Başlattı?
Türk tarihinde zamanı sistemli bir şekilde "terimleştiren" ve bir takvime bağlayanlar Eski Türk astronomlarıdır.
- 12 Hayvanlı Türk Takvimi: Bu sistem, Türklerin zamanı sadece soyut bir kavram olarak değil, matematiksel ve astronomik bir terim olarak kullandıklarının en büyük kanıtıdır. Burada zaman, 12 yıllık döngülerle hesaplanmıştır.
- Selçuklu Dönemi (Ömer Hayyam): Sultan Melikşah'ın isteğiyle hazırlanan Celali Takvimi, Türk-İslam tarihinde zamanın en hassas şekilde ölçüldüğü ve "zamanlama" terimlerinin (takvimsel boyutta) resmileştiği dönemdir.
Özet Tablo
| Dönem | Kullanılan Terim | Başlıca Kaynak |
| 8. Yüzyıl (Göktürk) | Öd | Orhun Yazıtları |
| 11. Yüzyıl (Karahanlı) | Zaman / Öd | Kutadgu Bilig |
| 14. Yüzyıl ve Sonrası | Vakit / Zaman | Klasik Osmanlı Metinleri |
İlginç bir detay: "Öd" kelimesi zamanla unutulsa da, zamanı ölçen araç olan "saat" kelimesi dilimize çok daha sonra yerleşmiş; ondan önce "minkale" veya güneşin konumuna göre verilen isimler kullanılmıştır.
.gif)


1 Yorumlar
farklı bir site hem radyo dinleyebiliyoruz hemde çok harika konular var bunları okuyabiliyoruz.Lütfen böyle devam edin... x-)
YanıtlaSil
EmojiYorum Kuralları
1.İçerik konusuyla alakalı olmasına özen gösterin.
2.Yazım ve dil bilgisi kurallarını ihmal etmeyin.
3.Konu dışı sorularınız için İletişim sayfasını kullanın.
4.Küfür, reklam, şiddet veya bölücü içerik yasaktır.